Tercüme yapmak bir sanattır ve alanında profesyonellik gerektirir

Tercüme yapmak tıpkı bir matematik problemi çözmek gibi ağır ve zahmetli bir iştir. Kelimelerin anlamlarının bulunup, bir cümle içerisinde sıraya dizilmesinden ziyade, çok daha fazla zahmet gerektiren çetrefilli bir sanattır.

Daha az maliyetli olacak düşük kalitede tercüme yaptırmaya değmez çünkü itibar açısından size çok daha pahalıya mal olacaktır. Çok düşük bedeller üzerinden İngilizce tercüme hizmeti veren birçok büro mevcuttur. Ancak yapılan işin sonucu hatalarla dolu olabilir. Bu türdeki tercümeler iyi eğitim almış ve deneyimli çalışanlar tarafından yapılmadığı takdirde, hedef dokümanda yanlış anlaşılmalara neden olabilmektedir.

Amatörce tercüme edilmiş broşürler, pazarlama kampanyaları ve web siteleri istenmeyen anlamları vererek işletmenizi yanlış yansıtabilirler. Metninizi hazırlarken sergilemiş olduğunuz sıkı çalışmanın, kelimesi kelimesine yanlış tercümesinden ötürü boşa çıkması çok üzücü olacaktır. Tercüme işlerinin bu türdeki tehlikeli noktalarının farkında olup, alanında yılların birikimine sahip uzman kadromuzla birlikte sizlere profesyonel tercüme hizmeti sunmaktayız.

Tercümanlarımız her iki dilde de mevcut olan belirli nüanslara karşı hassas olup, İngilizce tercüme programlarıyla yapılan birebir tercümelerde ortaya çıkabilecek kültüre bağlı hatalardan kaçınmak için ekstra özen göstermektedirler. Bir makine insanların yerini tutamaz; bu, bir ilacın sadece reçetesine bakılarak doktor tavsiyesiz kullanımına benzer ve çok sakıncalıdır.

Aşağıdaki örneklerdeki gibi yanlış, komik tercümelerden uzak profesyonelce hazırlanmış İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce tercüme arzu edenler için HIZLI, EKONOMİK ve GARANTİLİ hizmet politikamızla haftanın 7 günü hizmet vermekteyiz.

İngilizce Türkçe tercüme hataları

çevirmenI smoke too much. I need to go cold Turkey: Çok sigara içiyorum. Soğuk Türkiye’ye gitmem lazım.
My car is is great. It has everything but the kitchen sink: Arabam harika. Mutfak lavabosu hariç her şeyi var.
You should never bite the hand that feeds you: Asla seni besleyen eli ısırmamalısın.
We were under the gun to get it finished on time: Onu zamanında bitirmek için silah altındaydık.
You should not look a gift horse in the mouthHediye atın ağzına bakmamalısın.
I already forgot about it. It is all water under the bridge : Onu unuttum bile. O köprünün altında su artık.